“Hekimlik bir sanattır,

Bu sanat; sağlık hakkı ve hasta hakkı kapsamında sağlık çalışanı olarak yerine getirilmesi gereken topluma karşı, bir ödevden ileri gelmektedir.”

Sağlık Çalışanı/Hekim- Toplum/Hasta ilişkisinde mesleki sorumluluk, çağlar boyunca eskiye dayanır.

Mezopotamya uygarlığından günümüze yazılı belge olarak gelen Hammurabi Yasaları bu sorumluluğu gösteren ilk yazılı yapıtlardır. Bu yasanın 219. maddesinde; “hekimin hastasını öldürmesi yada tehlikeli bir şekilde yaralaması halinde iki elinin de kesileceği” anlatılmıştır.

Hindistan’da Manu ve Zoroastra Kanunlarında, doktorun sorumluluğunun bir jüri tarafından saptanan kusura dayandırılacağı bildirilmiştir.

Mısır’da ise doktor kurallara uymadığı takdirde sorumlu tutulmuştur.

Eski Yunan’da Hipokrat ve onu izleyen düşünürler tarafından hekim sorumluğunun ilk temelleri ortaya atılmış, “tıp kurallarına uyulmama” kusur olarak kabul edilmiştir.

Günümüzde ise tanı ve tedavide yüksek teknolojinin kullanılması, sorumluluğun paylaşılmasına neden olmuşsa da, gerçek sorumlunun kim olduğu ve varsa kusurun biçimi önemli olmaktadır.

Hekim hasta arası ilişki; beşeri ve insani bir ilişki ile çok özeldir.

Sağlık Çalışanı ile Toplum arasındaki ilişkilerde, toplumsal düzen kuralları esas alınır. Bu bağlamda iki ilişkinin temelinde yatan “hizmet” yönü ile benzerlik bulunmakla birlikte tedavi edici hizmetlerde üstünlük hem sağlık çalışanında olmuştur.

Hekim hasta arası ilişkide, her iki tarafında yerine getirmek zorunda oldukları ve kişiliklerini belirleyen özel bir ilişki vardır.

Sağlık hizmetlerinin sunumunda, sağlık ortamının sürekliliği ile tedaviyi belirleyen kişi olarak hekimlerin toplum karşısındaki sorumluluk bilinci, her zaman en yüksek düzeyde olmak zorundadır. Sorumluluğun nasıl değerlendirileceği ve yaptırımları, toplumsal düzen kuralları çerçevesinde yasalarla belirlenmiştir.

Kişilik haklarına en saygılı davranan meslek biriminde olan hekimler, toplumsal düzen kuralları olarak bilinen, din kurallarını, ahlak kurallarını, görgü kurallarını ve hukuk kurallarını dikkate almak zorundadırlar. Kişiler ve toplumlar arasında değişiklik gösteren bu kurallar içinde hukuk kuralları değişmeyen tek yazılı kuraldır.

Sağlık alanında yazılı olan hukuk kuralları, sağlık mevzuatı içinde ele alınabilmektedir. Her ülkenin kendi anayasasına uygun olarak oluşturulmuş olan tıp hukuku alanındaki kurallar; kanunlar, tüzükler, yönetmelikler, yönergeler ve genelgeler ile gösterilmiştir.

Bu şekilde oluşturulan “Sağlık Mevzuatı; sağlık hizmetlerinin nasıl örgütleneceğini, nasıl yürütüleceğini, nasıl finanse edileceğini, hizmetlerde yetkinin kimde bulunduğunu, görev ile sorumluluğun ne olduğunu belirten kuralları anlatır. ”

Töre – Haklar olarak da ifade edilen ve; toplumu düzenleyen, devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların tümü olan “Hukuk”’dan farklı olarak “Sağlık Hukuku”, devletin yaptırımlara bağladığı sağlık ile ilgili sosyal düzen kuralları olarak tanımlanmıştır.

Hekimin tıp sanatındaki tarihsel gücünün, aslında “buyurgan hekim” özelliğinden geldiği, ancak gelişen tıp bilimi sürecinde, sağlık ve hasta hakları kapsamında “katılımcı hekim” yönünde gelişme gösterdiği görülmektedir.

Bu süreçte Hasta Güvenliği ve Hasta Hakları ile ilgili yasal mevzuatların ve sağlık hizmetlerindeki akreditasyon çalışmalarının önemli katkısı bulunmaktadır.

Bu durum, sağlık hizmetlerinin varlığı ve sunumunda, “sorumluluk bilincinin” yüksek olmasını sağlamış, sağlık hakkı ve hasta hakkı kapsamında sorumluluk bilinci olmazsa olmaz kural olmuştur.

Bu kuralın nasıl yerine getirildiği, sorumluluğun hukuk bilimi içinde kişilik haklarını koruyup koruyamadığının tespiti, mesleki etik kurallar ışığında değerlendirilmeli, bunun içinde mevcut sağlık hizmetleri, sağlık politikaları, sağlık kaynakları, sağlık insan gücü iyi bilinmeli, her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Bu bağlamda Sağlık Hukuku şöyle tanımlanabilmektedir;

Sağlık personelinde sorumluluk bilincinin varlığını ortaya koymaya çalışan,  bu bilinç içinde hizmetin varlığı, sunumu hukuk bilimi öğretisinde, kişilerin maddi ve manevi değerlerini koruyan, hasta hakları ile kişilik haklarının birlikte ele alınmasını sağlayan kavramdır.

Sağlık çalışanlarının yasal sorumlulukları, gelişen hukuk bilimi içinde de ele alınmış, Sağlık Hukuku bir disiplin olmaya başlamıştır.

Sağlık hukuku salt hukukçuların ele alması gereken bir konu değildir. Zira  öncelik sağlık hizmetinin nasıl verildiğinin tespit edilmesine göredir.